
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 885 , Yorum : 372
Bilirsiniz, eskiden Kayseri’de Ermeniler yoğun olarak yaşarlarmış. Bir gün Ermeni’nin biri yolda yürürken elinde altın para olan küçük bir çocuğa rastlar. Nasıl olsa bu çocuğun aklı ermez, şu parayı elinden alayım diye düşünür. Çocuğun yanına yaklaşıp gülümseyerek çocuğu sever ve tatlı bir dille: -Sen bu elindekini bana ver, ben sana
Kayserili, çocuğunu okutmuş, mühendis etmiş. Lakin o devirde zabıtalar “çarşı ağası” olarak anılıyorlar ve oldukça itibarlılar. Kayseri halkı da esnaflık yaptığı için, bütün işleri çarşı ağalarından bitiyor. Kayserili, mühendis oğluna kız istemeye gittiğinde oğlunun mühendis olduğunu söylemiş. Kız tarafı da: -Keşke mühendis olacağına biraz daha okusa da çarşı ağası (zabıta)
Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li musteri bagirmis..
"Durdur su arabayi.."
Sofor panik icinde haykirmis..
"Durduramiyorum!.."
"O zaman taksimetreyi durdur hic degilse" demis, Kayserili.
nur
Karadenizli, Kayserili ve Diyarbakırlı üç arkadaş aynı trafik kazasında ölür. Cenazeleri dualarla, gözyaşlarıyla kaldırılır. İki gün geçer, bir de bakarlar ki Karadenizli, çıkmış mezardan, üstünü silkeleyerek geliyor. Önce büyük bir panik yaşanmış haliyle, sonra bakarlar zombi mombi değil, bayağı kanlı canlı, cesaret edip yanına yanaşır ve merakla sorarlar: —Yahu sen öteki dünyadan
Kayseri Karpuzatan’da pastırmacıların olduğu yerde bir pastırmacı pastırmaları kuruturken bir köpek büyük bir parça pastırmayı kaptığı gibi koşmaya başlamış. Bunu gören pastırmacı köpeği kovalamaya başlamış ve bütün Yeşil Mahalleyi dolaşmışlar. Epey bir kovalamadan sonra köpek ve pastırmacı bayağı yorulmuşlar. Köpek son bir gayretle Keykubat Tepelerine doğru koşmaya başlamış. Pastırma sahibi de tepenin eteğinde soluksuz ve nefes
Bir uçakta, 99’u Laz, biri Kayserili, 100 kişi yolculuk yapmaktadır. Yolculuk sırasında uçağın motoru arıza yapar. Kaptan pilot: İrtifa kaybediyoruz, lütfen valizleri aşağı bırakın. Bütün valizler aşağı bırakılır. Uçağın arızası hala devam eder, koltuklar da aşağı atılır ve nihayet uçağın yer döşemesi de bırakılır, yolcular tavandaki korkuluklara tutunarak uçmaya devam ederler. Bu sırada kaptan pilotun
kayserili baba oğul evin bahçesinde otururken çocuk birden babasına döner ve baba bana 5 milyon verirmisin kız arkadaşımla buluşcam demiş. baba: neee 4 milyon mu napcan 3 milyonu oğlum 2 milyon neyine yetmiyo al şu 1 milyonun 500 bin lirasını geri getir.. çocuk babasına dönerek ehehehe nasıl kandırdım ama seni bana
Gezgin bir yahudi’nin yolu kayseriye düşer yahudi her gittigi şehirde bir şekilde ticaret yapar ve para kazanır yoluna devam edermiş,burdada bir iş yapmak istemiş,yürürken düşünüyormuş ne yapabilirim derken bir bakmış dilenci kaldırımda oturmuş dileniyor önündeki tas’ı görmüş tas antika kafayı takmış ona ileriden dönmüş adamla laflamaya başlamış derken yahudi ben
Kars tren garinda Istanbul'a hareket etmek üzere Dogu Ekspresi hazir beklemektedir. Kayseri'li is için geldigi Kars'tan dönmek üzere trene biner ve kompartmanini bulur. Içeride iki tane 45-50 yaslarinda adam ve birde 20 yaslarinda genç vardir. -"Selamun Aleyküm" diyerek Kayseri'li içeri girer.Içerdekiler; -"Aleyküm Selam" derler. Kayseri'li yerine oturur ve bir süre sonra tren
Bir gün Temel, Idris ve kayserili arkadaslari felekten bir gün calmak üzere kari aramaya baslarlar ve üc tane bulurlar. Fakat aralarinda hangisine kim atlayacak tartismasi yasanir en sonunda akilli Temel bir cözüm yolu bulur ve der ki; "iyisimi karanlik bir odaya atalim bu karilari herkes yakaladigina atlasin!" Digerleri de onaylar!
Malum zamanların birinde KAYSERİ'DE Amerikalıların yardımı ile karayolu çalışmaları yapılıyormuş. Bölgeye yakın bir köyde de Köylüler bir patika yolu yapıyorlarmış. Bunun için bir eşeği tepeye doğru kovalayıp onun geçtiği yeri sertleştirerek yolu tamamlıyorlarmış. Malum hayvan içgüdüsel olarak hedefe doğru en az yorucu yolu seçer ya!... Bu köylüler, O sırada orada
Bir gün Kayserilinin biri İstanbula iş aramaya gider ve gezerken fabrikanın birinde iş ilanı görür güvenliğe gider oda müdürün yanına gönderir. Selamınaleyküm der ve müdürün odasına girer müdürde Aaleykümselam der buyur nasıl yardımcı olabilirim diye adama sorar. Adam; -Ben iş müracaatı için geldim der. Müdür adamın konuşmasından Kayserili olduğunu anlar ne iş yaparsın
Karadenizli'lerle Kayserili'ler karşılıklı siperlere yatmış kıran kırana savaşıyolarmış ama birbirlerine üstünlük sağlayamıyolarmış derken Kayserili'ler aralarında toplanıp: Bu böyle olmaz bişeler düşünüp yenmeliyiz şunları demişler içlerinden biri bunların çoğunun adı Temel'dir Dursun'dur demiş herkes siperine dönmüş nişan almış bu Kayserili ''Ula Temel sen misun?'' diye seslenmiş karşı taraftaki Temeller ''Ula benim
Padişahın biri: - "Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!" demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; 1.Yalancı: - "Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü." Padişah: - "Bunun neresi yalan?.." - "Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!.." 2.Yalancı: - "Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!.." Padişah: - "Ülkenin kralı, pencereden bakınırken
Bir kayserili ve iki çorumlu bir gün trende karşılaşır ve konuşmaya başlarlar...çorumlular derki;biz çok zekiyizdir trene bineceğimiz zaman hep bir başka çorumlu arar buluruz ve beraber bineriz trene sonra biletçi gelince ikimizde bir tuvalete girip biletçi bileti isteyince bir bilet veririz...kayserili gülmüş buna ve demiş ki;bende bi trene bineceğim zaman