
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 885 , Yorum : 372
Bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafını almışlar. Hepsi birer düdük ısmarlamış, ama para veren olmamış. Hoca çocukların tümüne olumlu cevap vermiş: - Peki, olur... Çocuklardan yalnız biri, elinde para olduğu halde, Hoca'ya şunları söylemiş: - Şu parayla bana bir düdük getirir misin ? Hoca akşama doğru pazardan dönmüş.
Bir ahbap topluluğunda Hoca’nın eline iş olsun diye bir saz tutturmuşlar: -Hadi bize güzel güzel bir şeyler çal da dinleyelim! Demişler. Hoca sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmağa ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmağa başlamış: -Aman Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır?
Eşeği kaybolan Subaşı, ateş püskürmüş: -Çabuk benim hayvanımı bulun, yoksa karışmam! Diye bağırmaya başlamış. Herkesi bir telaş , bir korkudur almış. Eşeği aramak için dört bir tarafa dağılan Akşehirliler , yolda Hoca’ya rastlamışlar: -Aman Hocam, bize yardım et. Yolda sahipsiz bir eşek bulursan hemen yakala n’olur. -Eşek kimin? -Subaşının. Demişler.
Hacı Amca ölmüş..Fakat öbür tarafta karşılayan melekler — Hacı Amca kusura bakma biz seni yanlışlıkla aldık, daha senin üç yılın var!! Seni eski yerine yollayamayız, herkes öldüğünü biliyor. Bu yüzden başka bir kimlikle gideceksin. Fakat elimizde iki tane kadro var, biri profesörlük diğeri ise ip.ik istediğini seçebilirsin!! Hacı Amca düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş
Nasreddin hoca köyde kadın ve kızları çalışması için tarlaya götürürmüş o gün yine götürmüş giderkende yanında tam süzülmemiş bir kese yoğurt götürmüş yoğurdu dala bağlamış biraz zaman geçtikten sonra uykusu gelmiş ağacın gölgesine uzanmış tam uyuyacakken süzülen yoğurttan bir damla su hocanın yüzüne damlamış bir iki üç derken hoca artık
Nasreddin hoca bir gün ağcın altında namaz kılıyormus.ağacın tepesindede bir deli elma topluyormus ama nasreddin hoca bu deliyi görmemiş.nasreddin hoca demişki Allahım lütfen dualarımı kabul et.ağaçtaki delide demişki etmemmmmm Nasreddin hoca bir daha demiş Allahım dualarımı kabul et delide demişki etmemmm.nasreddin hocada demişki etmezsen etme zaten abdessizdim demişşş
adore
Günlerden ramazan günüdür Hoca orucludur.. Hoca ekin tarlasinda ürün toplamaktadir. Iftar zamanina 5 dakika varken, hava bozar. Hoca Allaha yalvarir: "Yarabbi su hasati toplayayim daha sonra ister yagmur yagdir ister firtina estir" der. Fakat, hemen bir yagmur yagarki her tarafi sel götürür. Hocanin Hanimi kosa kosa gelir ve derki: "Hoca bizim essek
Nasrettin Hoca’nın çocukluğunda annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasrettin komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler, fakat kapıyı açan olmaz. İkinci defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır. Evine döner. Annesine,
Allah, Hocanın her dileğini vermiş ama, bir evladı çok görmüş. Karısı, iki göz, iki pınar, bir yumup, iki döküyormuş. Bir gün, gene hatuncağız efkarlanır: “Hamur yapsam, kesenim hani? Ev süpürsem, gezenim hani? Böylesi dünyayı neyleyim ben!” diye, ah vaha başlayınca, Hoca doğduğuna, doğacağına, dünya evine girdiğine, gireceğine pişman olmuş, başını alıp göle gitmiş; “Balık tutanları seyrederde,
Nasreddin Hoca eve gelmiş patküt diye sesler çıkmış.Karısı ona bakmış - "Hoca ne oldu" demiş.Hoca: - "Takkem düştü" karısı demiş: - "Eh be hoca" demiş. - "Takkeden okadar çok ses çıkarmı?é Nasreddin hoca: - "Takkenin altında bem vardımé demiş. Daha sonra yan komşu gelmiş. Hocadan kazanı istemiş: - Kazan sizlere ömüré demiş. Komşu: - "Nasıl ölür? demiş.Hocada demişki: - "Kazan fincan doğurmuştuda sana fincanı vermiştik
Nasrettin Hoca bir gün boş bir bostana dalar yolar temizler bostanda ne varsa marullar patlıcanlar salatalar. Doldurur bir çuvala tıka basa tam yükü yüklenecekken Çam yarması bir adam peyda olur herif der ne arıyorsun burada hoca bir düşünür ve cevabı bulur Der ki: -Dün bir rüzgar çıkmıştı ya o attı beni
Nasreddin Hoca Akşehir de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış : - Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı
Hocanın bir gün subaşıya işi düşer. Adam haraç ve rüşvet yiyen birisidir. Hoca fakir, ne yapsın. Bir çömleğe toprak doldurur ve üstüne bal sıvar. Gitmiş işini görmüş, ilamını almış, memnun. Ertesi gün kapısında bir adam bitmiş: - “Hoca demiş, subaşı ilamda bir kusur etmiş. Geri istiyor…” Hoca yutar mı: - “Kusura bakmasın evlat”,
Bir varmış bir yokmuş bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş. Mektup arapçaymış. Mektupu ez çevirmiş düz çevirmiş okuyamamış. Yoldan geçen birine sormuş: - “Yav” demiş: - “Şu mektubu okusana” demiş. Adamda okuyamaış. 3 kişiye daha sormuş onlarda okuyamamış. Daha sonra birine sormuş: - “Ne yazıyo burda? demiş. Adamda bilememiş. Hocaya demişki: - “Yaşından başından utan çok
Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker: - Kaç akçe şu heybe muhterem? - 2 akçe hocam. - Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam