
HOŞGELDİNİZ , Toplam : 885 , Yorum : 372
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak üzerine atlar: - Dur Temel im, kiyma kendine!.. Temel, sinirden titreyerek haykirir: - Sus ******,
Albay, binbasıya: -Yarın gunes tutulacak. Bu her zaman gorulen bir sey degildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanIna getirin de olayI gorsunler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Sayet yagmur yagarsa, tabii bir sey goremeyiz. O zaman erleri, ustu kapalı talimgaha goturursun. Binbası, yuzbasıya: -AlbayIn emri ile yarın
Yeni gelen erata yzb. sırayla nereli olduklarını sormaktadır. -Ispartalıyım. -Adanalıym. Sıra Nuh'a gelirNuh: -Sivaslıyım gadasını aldığım yüzbaşım der. Yüzbaşı: -Senin şiven Kayseriliye benziyor.Doğruyu söylesene der. Bizim Nuh: -Sivaslıyım gözünün yağını yediğim. Yzb.Nuh'u kulağından tutup, -Son kez soruyorum doğruyu söylüyormusun?Yoksa seni vuracağım der.Öbür eliyle de çıkardığı tabancasını Nuh'un kafasına dayar.Yzb.adeta deliye
Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş. Temel'in canı çok sıkılıyormuş. Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti yapmış,Yunan aldırmamış. Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu musun?"
İstanbulda askeriyenin birinde bir subay sürekli 1 maaşına iddaya girip, bütün iddaları kazanıyormuş. Askeriyede iddaya giripte ütmediği kişi kalmamış. En sonunda doğuya sürgün edilmeye karar verilmiş. İstanbuldan Hakkariye sürgün edilmiş. İstanbuldaki albayı Hakkarideki albaya telefon açarak. Size sürgün bir subay gönderiyoruz. Napın yapın onunla iddaya girmeyin demiş. Bunu duyan albay
Komutan teftiş sırasında bir askere sorar: - Oğlum nerelisin? - Maraşlıyım komutanım Komutan askere bir tokat patlatır ve tekrar sorar: - Oğlum nerelisin? - Maraşlıyım komutanım Komutan askere bir tokat daha patlatır ve tekrar sorar: - Oğlum bak iyi düşün! nerelisin? - KAHRAMAN Maraşlıyım komutanım! Komutan: Aferin iste böyle diyerek diğer askere (Temel) döner: - Oğlum sen nerelisin? - Kahraman Trabzonluyum
Savaşta komutan temeli yanına çağırır,oğlum der bak şu karşıdaki köprüyü görüyormusun şimdi oraya gizlice gidip düşman varmı tanklarımız arabalarımız piyadelerimiz,köprüden geçebilirmi diye bir keşif yapıp gel diye emreder.temel sürüne sürüne gider ve bir kaç saat sonra geriye döner,komutan sorar ne oldu oğlum düşman varmı yok komutanım, tanklarımız geçermi oğlum ?
Güney Amerikalı bir subayla bir er konuşuyorlar: - Savaşta bir düşmana rastlarsan ne yaparsın? - Vururum. - Doğru, peki bir düşman bölüğüne rastlarsan ne yaparsın? - Vururum - Olmadı. Koşup karargaha haber verirsin. Peki savaş meydanında bir inek görürsen ne yaparsın? - Vururum. - Olmadı. - Koşup karargaha haber veririm.
Yorgo ile Helena arkadaşları Agop ve Hayganuş'un yemek davetlerine gitmişler. Yemek masasında yok yoktur. Etlerin enva yi çeşidi , balıklar vb. Anlayacağınız mükemmel bir sofra. Her kez yemekleri afiyetle yerken ev sahibi Hayganuş hiç bir etten yememektedir. Bu olay arkadaşı Helena'nın dikkatini çeker ve merakla sorar. "Hayganuş'cuğum neden hiç et
Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölçüsünü tam olarak doğru söylüyormuş ve arkadaşları buna çok şaşırıyorlarmış. Bir gün bunu komutana da götürmüşler ve olan biteni anlatmışlar. Komutan inanmamış... - "Söyle bakalım benim boyumun ölçüsü kaç?", demiş.Asker aşağıdan yukarıya komutanı süzmüş ve -"1.75 efendim", demiş.Komutan: -"Doğru.. Hayret, nasıl bildin?" demiş. Asker
Yüzbaşı evin papağanına belli başlı kelimeleri ezberletmişti.Mehmet gel, Mehmet git, şunu yap, bunu yapma v.s... Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada.Evin yeni emir eri ortalığı silip süpürmekle meşgul görünüyordu.İçeriden MEHMED diyen sesi duyunca fırladı koştu : -Buyur, dedi ama arkası gelmedi . Tekrar işine daldı.Bir zaman sonra tekrar çağrıldı. Şaşırmıştı. Odada
Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında : —Komutanım benim bir şikayatim var. —Söyle. —Mehmet onbaşı beni döğdi. —Git, ben onun cezasını veririm. —Ama yüzbaşım; hem döğdi, hem söğdi. —Anladım, git cezasını veririm. —Anama babama laf etti. —Git cezasını veririz dedik ya. —Benim anam da yohtur, babam da yohtur. —Allah rahmet eylesin.
Birgün bir kişi askere gidiyormuş.Ama hiç niyeti yokmuş.Askere gider gitmez komutanlarına yalakalık yapmaya başlamış.Komutanları bunu anlayınca buna kötü davranmaya başlamışlar. Bütün herşeyi buna yaptırmışlar.Mesala bulaşık, yerleri silme gibi.Bunun izni gelince göndermeyip çalıştırıyorlarmış.Köleleri gibiymiş.Askerliği bitince komutanları niye kötü davrandıklarını anlatmışlar.Asker sert bir sesle: -Komutanım demiş.Bunun için bana böyle davranmayacaktınız görürsünüz siz diye bağırmış.Komutanları: -Bize
Cocugun biri bir gun topraklan oynarken yanina polisin biri gelir ve sorar "cocugum ne yapiyosun?-polis yapiyorum "ya nasil yapiyorsun?- sulan topragi ve boku karistirarak yapiyorum der demez tokati yer ve polis gider.Ertesi gun yine topraklan oynuyormus ve yine yanina ayni polis gelir ve sorar"ne yapiyosun? -asker yapiyorum."nasil?-suylan topragi karistiriyorum asker
"Yat" saatinden sonra çavuş ışıkları sönmüş barakaların arasında dolaşırken koğuşlardan birisinin içerisinden bazı sesler duymuş.. Kapıyı çarpıp içeriye girmiş: -"Beni dinleyin!" demiş sertçe, "Birkaç dakika önce sizlere iyi geceler dediğimi duydunuz.. Öğrenin artık.. Ne zaman 'İyi geceler' desem bunun gerçek anlamı 'Kapa çeneni ve zıbar artık o...pu çocuğu demektir!" Birkaç saniye sonra koğuşun arkalarından ince bir ses